mersin escort bayan mersin bayan escort escort mersin mersin escort mersin bayan escort mersin escort bayan

Maltepe Escort pendik escort alanya escort
Amaç Çiftçiye Destek mi, Suya Hakimiyet mi?

Amaç Çiftçiye Destek mi, Suya Hakimiyet mi?

Ülke genelinde sık sık gündeme getirilen ve sonrasında büyük sıkıntılar yaşanan özelleştirilme furyasına bir yenisi daha ekleniyor. Meclis’te görüşülen tasarının 6 ve 8’inci maddelerine göre, yaklaşık 1.5 milyon çiftçinin tarlasını sulamada kullandığı devlete ait su kaynakları, su kullanım izni verilmek suretiyle DSİ tarafından gerçek ve tüzel kişilere (şirketlere) tahsis edilebilecek.

1990’lı yıllara kadar Devlet Su İşleri tarafından yürütülen, 90’lı yıllardan sonra İl özel idarelerine bırakılan ve başarılı olunmayınca Sulama Birliklerine devredilen tarımsal sulamada özelleştirme düşüncesi çiftçiler için karanlık günlerin habercisi olarak görünüyor.

Ülke genelinde 378 sulama birliğinden 11 birliğin zarar etmesinden dolayı gündeme getirilen tarımsal sulamanın özelleştirilmesine Ziraat mühendislerinin ve sektör temsilcilerinin tepkileri sürerken, özelleştirilmenin tarımsal sulamayı ticari hale getireceği ve zaten kıt kanaat ayakta kalmaya çalışan çiftçilerin ileride çok daha fazla sıkıntıya gireceği belirtiliyor.

SUYUN ÖZELLEŞTİRİLMESİ TEHLİKELİ BİR SÜREÇTİR

Son 20 yıl içinde artan insan nüfusu ve bunun sonucu olarak artan su talebi küresel bir su krizini gündeme getirmiştir. Su sorunu uluslararası ilişkiler açısından özellikle gelecek yıllarda kriz ve kimilerine göre çatışma potansiyeli içeren bir sorundur.
28 milyon hektarlık tarım alanının son yıllarda 23 milyon hektara kadar gerilediği ülkemizde bu alanın sadece 8 milyon hektarı sulanabilecek bir yapıya sahip. Bugün yüzey sulamalarından ziyade kapalı sistem sulama ve damla sulama sisteminleri sayesinde 8 milyon hektarlık tarım alanını 12 milyon hektara çıkarma şansımız varken ne yazık ki bugün 6 milyonunu sulayabilmekteyiz.

Bir ülkenin su zengini sayılabilmesi için kişi başına düşen yıllık su miktarı en az 8000-10000 metreküp arasında olmalıdır. Kişi başına düşen yıllık 1430 metreküplük kullanılabilir su miktarı ile Türkiye, sanıldığı gibi su zengini bir ülke değildir. Türkiye’de suyun % 72’si tarım, %18’i evsel ve %10’u endüstride kullanılmaktadır. 2030’a kadar etkili arazilerin %75, evsel kullanımların %260 artacağı öngörülmektedir. Dünya’daki su miktarının Dünya’daki petrolden daha önem taşıdığı günümüzde Global güçlerin öncelikli hedefi su’dur.

Türkiye 1430 metreküp miktar ile Avrupa’nın su açısından en fakir ülkesiyken, Ortadoğu’nun ise en zenginleri arasında yer almaktadır. Petrol zengini Ortadoğu’nun gelecek 20 yıl içindeki en büyük sıkıntısı susuzluk olacağı tahmin edilmektedir. Bilim adamlarının araştırmaları, küresel ısınma ve beraberinde yaşanacak çölleşme ve susuzluk riskinden en fazla Ortadoğu’nun etkileneceğini vurgularken, dünyanın en önemli su havzalarını barındıran Türkiye, olası bir su savaşının da merkezi konumunda olacaktır. Nitekim Suriye ile yaşanan sorunların ilk sebebinin, su konusundan kaynaklandığı bir gerçektir.

Genelden çıkıp bölgesel olarak düşünürsek, kritik dönemlerde İstanbul için içme suyu kaynağı olarak düşünülen İznik gölü ve yadsınamaz bir öneme sahip yer altı su kaynakları ile İznik havzası kritik bir öneme sahiptir. Cargill bunun ilk ve en önemli ispatıdır.

Dedelere gitmeye gerek yok babalarımızın zamanında imkanı olmayan derelerden, imkanı olanlar da arazisi içinde açtığı emmelerden sulamasını yapar, kimseden de ücret istenmezdi. Dünya’da su miktarının git gide azaldığı günümüzde, ücretini ödeyeceğim desen de kaç tane emme’de su kaldı?

Son 15 yılda baş­ta ka­mu ku­ru­luş­la­rı ol­mak üze­re, fi­nans­tan ener­ji­ye, iletişimden ulaşıma, sağ­lıktan eği­ti­me, pe­raken­de­den gı­da­ya ka­dar birçok sek­tör­de yapılan özelleştirmelerde görünen odur ki hiçbir özelleştirme, alan firma haricinde kimseye katkı veya kazanç sağlamıyor.
Bu kadar net örneğe rağmen aklı başında bir kişi dahi çıkıp da suyun özelleştirilmesinin çiftçinin sulama suyunu daha hesaplı kullanacağını iddia edemez.

Buradan tarihe bir not düşelim.
İznik’te iki adet sulama birliği mevcut. Bölgesine göre alt kanal ve üst kanal olarak 2017 yılı sulama ücretleri:
Alt kanal
Bağ sulama dekar ücreti (peşin ödeme) : 103,60 TL, Kasım ayı ödeme 112,00 TL.
Meyve – Zeytin sulama dekar ücreti (peşin ödeme) : 123,95 TL, Kasım ayı ödeme 134,00 TL.
Sebze sulama dekar ücreti (peşin ödeme) : 148,93 TL, Kasım ayı ödeme 161,00 TL.

Üst kanal
Bağ sulama dekar ücreti (peşin ödeme) : 124,88 TL, Kasım ayı ödeme 135,00 TL.
Meyve – Zeytin sulama dekar ücreti (peşin ödeme) : 139,68 TL, Kasım ayı ödeme 151,00 TL.
Sebze sulama dekar ücreti (peşin ödeme) : 180,38 TL, Kasım ayı ödeme 195,00 TL olarak gerçekleşti.

Umuyorum ki bu özelleştirme sevdasından vaz geçilir. Yok eğer özelleştirme olursa çiftçinin bundan sonra bu fiyatlar ile sulama yapması mümkün olmayacaktır.

378 sulama birliğinden 11 birliğin zarar etmesinin çaresi özelleştirme olamaz, olmamalı.
Yanlış yapan, eksik yapan, görevini yerine getirmeyen hangi sulama birliği varsa o sulama birliklerine ya kayyum atansın ya o sulama birlikleri kapatılsın veya yeniden seçime gönderilsin.

Çok özel öneme sahip bu konunun, bölgelerdeki sulama birlikleriyle ve çiftçilerle daha iyi şekilde tartışılarak ortak bir kararda buluşulması inancı taşıyorum. Sulama birliklerinin yönetici ve meclis üyelerinin hepsi çiftçi olması dolayısı ile çiftçi olan kişinin çiftçinin aleyhinde bir çalışma yapabileceğine inanmak zaten mümkün değil.

Özelleştirilme sonrasında temsilcisi kalmayacak çiftçi derdini kime anlatacak. Kar etme düşüncesi ile yatırım yapan hangi kapitalist düzen, çiftçi lehine bir karar alacak?
Diğer bir taraftan, parasını versen de acaba su bulabilecek misin….?

TÜRKİYEM, SUYUNA SAHİP ÇIK…

“Dünya bize dedelerimizden kalmadı, biz çocuklarımızdan ödünç aldık.”

Sosyal Medyada Paylaşın:


Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

ayak mantarı kredi hesaplama